Ecdadımı çok seviyorum...
Tarih severim. Çok okur ve araştırırım. Bilen bilir.
Osmanlı bir Türk devletiydi. Türkiye Cumhuriyeti de bir Türk devletidir.
Osmanlı Devleti’nin yıkılış sürecinden sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, tarihî ve toplumsal bir zorunluluk haline gelmişti. Çünkü Osmanlı Devleti, uzun yıllar süren savaşlar, siyasi çöküş ve ekonomik krizler nedeniyle hem yönetim hem de toplumsal düzen açısından sürdürülemez durumdaydı. Merkezi otorite zayıflamış, halk yoksullaşmış ve ülke işgal altına girmişti. Bu ortamda ulusal egemenliğe dayanan, halkın söz sahibi olduğu ve modernleşmeyi hedefleyen Türkiye Cumhuriyeti; sadece bir tercih değil, milletin varlığını ve bağımsızlığını sürdürebilmesi için zorunlu bir adım olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, Osmanlı’ya bir reddiye değil; onun yüzyıllar boyunca taşıdığı inanç, adalet ve medeniyet mirasının yeni şartlara uyarlanmış bir devamıdır. Cumhuriyet, geçmişi inkâr etmeden, köklerinden güç alarak geleceğe yürüyen bir milletin yeniden doğuşudur.
Osmanlı’yı bütünüyle kötülemek, hem tarihe hem de milletin köklerine haksızlık olur. Elbette her devletin yükseliş ve çöküş dönemleri vardır; Osmanlı da bu döngüden muaf değildi. Ancak asırlardır üç kıtada adalet dağıtmış, ilim, kültür ve medeniyet üretmiş bir imparatorluğu sadece son dönemindeki zayıflıklarla değerlendirmek büyük bir yanılgıdır. Cumhuriyet, bu mirası inkâr ederek değil; ondan ders alarak, onu yeni bir çağa taşımak için doğmuştur. Geçmişimizi kötülemeden, anlamak ve geleceğe daha sağlam adımlarla yürümek gerekir.
Cumhuriyet’in ilanı milletimiz için bir dönüm noktasıydı, buna yürekten inanıyorum. Ancak Cumhuriyetin ilanı başka, sonrasında yapılan her uygulamayı sorgusuz sualsiz onaylamak başka bir şeydir. Ben bu topraklarda kök salmış değerlerin, inancın ve kültürün korunmasından yanayım. Modernleşme elbette önemliydi ama bazı reformlar toplumun ruhuyla çatıştı, bazı adımlar halkın inanç dünyasını anlamadan atıldı. Bu yüzden Cumhuriyet’in varlığını destekliyorum ama her icraatını değil; milletin özünden kopmadan, kendi kimliğini koruyarak ilerlemesi gerekirdi.
Geldiğimiz noktada ülkemle gururVduyuyorum. Ve Türklüğümle de!
